10 Ocak 2011 Pazartesi

Tiyatro Günlüğünden

Kızlarımla birlikte bol bol yaptığımız etkinliklerden fırsat buldukça yazmaya devam edecektim.Çoğunun resimlerini picassa albümüme yükledim. Sırayla hepsinden bahsedeceğim. Aslında yine de gecikmeli yazıyor sayılırım ve o anı yansıtmıyor ya, ne yapalım artık.

Birkaç hafta önce (26.12.2010) kızlarımı Ankara'da devlet tiyatrosunda oynanan "Narnia Günlüğü"ne götürdük. Bu oyun geçen yıldan beri oynuyor. Biz oyunları internet üzerinden takip ettiğimiz halde bir türlü oyuna bilet bulamıyorduk. Ancak bu yıl bulabildik.Öncelikle çocuklarımı tiyatroya  götürmek için biletleri önden tercih ediyorum. Çünkü arka koltuklarda Deren'in dikkati dağılabilir. İlgi duymaz diye düşünüyorum. O nedenle  bilet bulmakta güçlük çekmiştik zaten. Neyse ki birkaç hafta önce bu isteğimi yerine getirdim. Önden iki kişilik bilet aldık. Deren ablasıyla birlikte önde, eşimle bende balkondan tam da kızlarımı kuşbakışı göreceğim bir alandan oyunu izledik. Yukarıdan biz oyunu da kızlarımızı da çok iyi görebiliyorduk. Ama kızlarımızın bizden haberi yoktu. Oyun kalabalık bir kadro ile oynanan müzikal bir oyundu. O nedenle çocukların çok ilgisini çekti. Çok da talep olan bir oyun. Genelde okullar toplu olarak da geliyormuş ve o nedenle biletler daha ilk günden bitiyormuş duyduğuma göre. Bizim izlediğimiz günde yine full dolu idi.

Birkaç aydır kızlarımızı başbaşa bırakmaya çalışıyoruz. Bizim yanımızda iken inanılmaz kavga ediyorlar. Bir türlü geçinemiyorlar. Ben iki kız sahibi olduğum için birine birşey alırken mutlaka diğerine de aynısından almak zorunda kalıyorum.Yoksa müthiş kıskançlıklar yaşıyorlar. Mümkün olduğunca buna imkan vermemeye çalışıyorum. Ama yine de zaman zaman kıskanacak, ya da birbirlerine çatacak birşeyler buluyorlar. Artık aralarına girmemeye çalışıyorum ve kendi aranızda halledin diyorum. Neyse bizim yanımızda böyleler ancak başbaşa kaldıklarında çok güzel geçiniyorlar. İrem kardeşine çok güzel ablalık yapıyor. İhtiyacını anında karşılamaya çalışıyor. Bunu farkettiğimiz anda da artık bizde onları çaktırmadan uzaktan gözetlemek kaydı ile başbaşa bırakıyoruz. Daha önce de başbaşa sinemaya götürdük. Koltuklarına otutturduktan sonra oradaki görevliden filmin bitiş saatini öğrenip ona göre oralarda oyalanıp, bitiş saatine yakın onları almaya gittik. Bu taktiğimizi her fırsatta kullanıyoruz. Çünkü bu aralarındaki bağı daha da güçlendiriyor ve abla kardeşle birlikte güzel bir vakit geçirmenin keyfini de sürüyorlar. Bu da bizi hem mutlu ediyor, hem de rahatlatıyor.

4 yorum:

içimizdeki karnaval dedi ki...

Ablalık çok güzel bir duygu , bende evin en büyük kızı olduğumdan dolayı ablayım.kardeşlerine bakarsın sahip çıkarsın ve s eversin ; bunalr çok güzel duygular.Annem de aynen senin gibi yapardı, bana ne alırsa kızkardeşime de aynısını alırdı ve biz kızılay giydirmiş gibi dolaşırdık.Bu beni sinir ederdi, aynı renk ve modelde giyinmek istemezdim hiç.Birde ben ne yapmak istesem kız kardeşimide yanıma verirdi , arkadaşlarım bazen kız kardeşimi getirdim diye beni oyuna almazlardı.Çocukluk bu ya bende çok üzülürdüm.Kardeşlik güzel , ablalıkda güzel ama böyle durumlarda çocukluk bana işgence oluyordu...Ablalık duyduğumda hep dile getiriyorum...Krdeşlik çok güzel ama tadına büyüyünce varılıyor...iyi günler

özlem dedi ki...

Tiyatro seven bir anne, ne güzel yalnız değilim, sen de benim gibisin Mehtap'cım.
Oğlum tiyatrodan çok ayrı bir keyif alıyor, bu yüzden tiyatro ikimiz için de çok önemli Antalya'da gidebildiğimiz kadar sık gidiyoruz oğlumla tiyatroya bir de sinemaya.
Şimdiden şubat tatilinde sinema ve tiyatro planları yapmaya başladık bile. Önceliğimiz tiyatro ama.
Sevgilerimle:)

Mehtap dedi ki...

Sevgili içimizdeki karnaval, senin yaşadıklarını şimdi benim büyük kızım da yaşıyor.Hem büyük olmak, hem de aynı cinsten olunca ilgi alanları ve kıskançlıklar daha da hat safhada oluyor sanıyorum.Biz elimizden geldiğince çatışma yaşamamaları için uğraşıyoruz.ablayı kardeşe karşı şirin göstermeye, kardeşi de ablaya karşı şirin göstermeye çalışıyoruz. Aa ablası kardeşini de düşünürmüş.Ayy şunlara bak nasılda birbirlerine yakışıyorlar.ufaklık için aynı ablası, ablasını ne kadar çok seviyorsa, ablaya özeniyor gibi..işe de yarıyor doğrusu.ikisini idare etmek zor gerçekten.Allah tüm yavrularımıza sağlıklı,hayırlı,uzun ömürler versin.sevgilerimle.

Mehtap dedi ki...

Sevgili Özlem, zevklerimiz aynı imiş.Bende tiyatro ve sinemayı seviyorum ama tabii tiyatronun yeri apayrı bende de.Bizde gerek eşimle ben, gerekse çocuklarımızla birlikte imkan yaratmaya çalıyoruz her sene.Oğlunla sana da iyi eğlenceler diliyorum o zaman.ne güzel oğlunun da sevmesi.eminim güzel vakit geçirirsiniz.sağlık ve esenlikler diliyorum.sevgilerimle.