10 Aralık 2010 Cuma

İşte Bizim Okulumuz

Burası da büyük kızımın sınıfı. Orta sıranın önden ikinci sırasında dik oturan benim kızım. Burada ilk yılları. Şu an altıncı sınıfta. Küçük kızım gibi o da mutlu burada olmaktan.
Bu resimleri okulumuzun web sayfasından aldım. Okulumuzun törenlerinden birinde.
Okulumuzun bol etkinlikleri var.Her çocuk yeteneğine ve ilgi alanına göre istediği alana yönlendiriliyorlar. Bu konu da öğretmenlerimiz gerçekten çok özverili çalışıyorlar. Hafta sonlarında ve okul çıkışında okuldan ayrılmayıp çocukları çalıştırıyorlar.
Burası okulumuzun bale salonu.

Burası konferans salonu. Burada zaman zaman konserler, seminerler, toplantılar da yapılıyor.Törenler duruma göre bazen burada gerçekleştiriliyor.Okulumuzda tiyatro etkinliği de var.Çocuklarımız yıl sonu ve önemli gün ve haftalar için şimdiden tiyatro çalışmalarına başladılar. Benim kızım da tiyatro da. Çocukları da Türkçe öğretmenleri çalıştırıyorlar.Yakın zaman da görev dağılımları da gerçekleşmiş. Kızım geçen gün söylüyordu. Anne ben şu görevi aldım diye. Ama bunun detaylarını oyunu izlediğim de anlatırım.O da yıl sonunda Mayıs ayında sanıyorum.
Burası kapalı spor salonu. Voleybol ve basketbol oynanıyor. İrem voleybol da oynuyor. Beden eğitimi öğretmenimiz Zekiye Hanım voleybola çok yatkın olduğunu söyledi. Hafta sonları Cumartesi ve Pazar akşam saat 6'dan sekize kadar voleybol da oynuyorlar. Ayrıca sağolsun Cuma akşamları da akşam saat 6'dan 7,30'a kadar bizlere vaktini ayırdı. Birkaç öğretmen arkadaşlarımızla birlikte voleybol oynuyoruz. Kızlarımın öğretmenleri ile böyle bir etkinlikte de bir araya geliyoruz.İrem'de akşam bizimle kalıyor, oda bizimle oynuyor. Çok eğlenceli geçiyor.
Tiyatro gösterisinin ardından
İzci grubu çocuklarımız
19 Mayıs töreninden.Kızlarım o zamanlar kendi okullarında idi. Bu yıl bütün törenlerde onlarda bulunacaklar. Eşim Şubat ayında bu okula atanmıştı. Biz taşınmak için okulların kapanmasını beklemiştik. İrem beşinci sınıfta idi. Bu yıl son senesi ve öğretmenimizi de çok seviyorduk. "Mezun olmasını bekleyelim" dedik. Mezun olduktan sonra zaten öğretmeninden ayrılacaktı. Altıncı sınıfa burada başlaması isabet oldu. Arkadaş konusunda da kızlarım sıkıntı yaşamıyorlar. Sıcak kanlı ve sosyal oldukları için çabuk kaynaşıyorlar. Ayrıca kendilerine olan özgüvenlerinden dolayı oldukça da rahat hareket ediyorlar. Deren ilk zamanlarda törenlerde eşim konuşma yaparken "baba" diye ağlayıp yanına koşuyormuş veya okula ziyarete gelenler olduğunda okulu gezdirirken o zamanda görüp ağlayarak babasının yanına koşuyormuş.Öğretmenlerimiz de o zaman kucaklayıp alıyorlar ve oradan uzaklaştırıyorlarmış. Şimdi ise bu duruma alışmış ve oldukça normal davranıyormuş. Geçen gün eşim sınıflarına ziyarete gittiğinde kızımın sınıf arkadaşları eşimin yanına gelip birşeyler anlatmaya başlayınca, onlara "müdürü yormayın, müdürü yormayın" diye el kol hareketleri yapmış. (Aslında orada biraz da kıskançlığını hissettiriyor. Çünkü ablasına sarılsak, "bana da sarılın".Canım kızım desek İrem'e "bana da canım kızım deyin" diyor. öpsek "beni de öpün" diyor.) Herkesin çok hoşuna gitmiş, çok gülmüşler. Duyunca benimde komiğime gitti. Artık durumun da farkında aslında. Babasının oradaki konumunu idrak ediyor ve normal karşılıyor. Evde baba, okulda ise oranın yöneticisi olduğunun farkına varmış anlaşılan. 
Resimleri yine karışık yüklemişim. Salonumuzun büyüklüğünü göstermek için koydum bu resmi de. Okulun tüm ihtiyaçlarını karşılıyor.Ayrıca çevre okullardan da birtakım etkinlik veya ihtiyaç anında salonumuzu kendi salonları yetersiz geldiği için kullanıyorlar. Ayrıca dışarıdan sosyal kuruluşlar, sivil toplum örgütleri de salonumuzdan yararlanmak istiyorlar. Mesela konser ve etkinliklerde bizlerde çok zaman davetli oluyoruz. Güzel şeylere tanık oluyoruz. Tabii okulun ihtiyacı olmadığı zamanlarda kullanıyorlar salonumuzu
Tiyatro gösterisinden. Geçen 18 Mart Çanakkale Şehitleri anma töreni için okulumuzun çocukları bir oyun sergilediler ki, çok başarılıydı. Gözlerimiz doldu. O kadar da gerçekçi oynamışlardı ki. Çok duygulandırdılar izleyenleri. Çok büyük alkış aldılar bizden. İnşaallah kızımı da izlemek nasip olur. Şimdi yıl sonu için onlarda çalışıyorlar boş vakitlerinde.
Bunlarda miniklerin gösterisi. Deren'imi de görürüz herhalde. Hiç konuşmadım bu konuda öğretmenleri veya eşimle. Genelde de annelere, velilere süpriz oluyor onların gösterileri.
Okulumuzun yemekhanesi. Okulumuzda öğlen yemekte yiyorlar çocuklar ve personel
Yine bir tören esnasında eşim
Okulun orta bahçesi. Sağ-sol, orta ve arka-ön bahçesi ile oldukça geniş bir alanı var bahçenin. Bahçede çocuk oyun parkı, basket, voleybol potaları, hatta trübin yapılmaya müsait bir alan. Belediyeden trübin yapılması için istekde de bulunmuşlardı. Çocukları atletizme bile hazırlamışlardı sanki daha önceki yıllarda bu bahçede..
Yine 19 Mayıs gösterilerinden.
Çcukların oynamadığı oyuncakları topladıkları kutu. Benim küçük kızımda evde topluyordu.Yukarıdaki resimde bulunan bebek de bizim bebek anlaşılan. Yine minik kızımın muzurluğudur, buraya koyacağım diye tutturmuştur eminim. Sabah evden onlardan önce çıktığım için bilemiyorum ne yaptılar.
Burası fen laboratuvarı
Yine bir sınıftan görüntü. Okulumuzda Görsel sanatlar, teknoloji tasarım sınıfları (2 adet), fen laboratuvarı (2 adet) var, müzik sınıfı var. Her öğretmen derslerini ilgili sınıflarında işliyorlar. Buraya hepsini yüklemem imkansız tabii ki.
Okulumuzun kütüphanesine hayranım ben bir kitap kurdu olarak.O kadar düzenli ki. Burada Türkçe öğretmenlerimzin emeği çok büyük. Çok da güzel bir sistem otutturmuşlar. Alınan verilen kitaplar bilgisayar kayıtlarına da giriyor. Nöbetçi öğrenciler de seçilerek çocuklara bu konuda sorumluluk da veriliyor, tabii öğretmenlerinin de gözetiminde. Okuma masaları da var. Çok rahat ve nezih bir ortam aynı zamanda. Bir sınıfa yetecek kadar masa ve sandalye var. Çocuklar burada da okuyup, ders çalışabilirler.

Bu da yaşlılar haftasında okulumuzun öğrencilerinin büyük anne ve büyük babaları için düzenlenmiş törendi. Buradaki büyüklere törende torunları ile çekilmiş resimleri çerçeveletilip, hediye olarak verilmişti.
Kısaca okulumuzun tanıtımını yapmaya çalıştım. Bundan sonrasında da kızlarımın içinde bulunduğu anlar ve etkinliklerle kısaca anlatmaya çalışacağım. Sevgili  Deli anne okulumuzun tanıtımını biraz da sizin için yaptım. Bu arada nerede olduğunu sormuştunuz. Ankara-Çayyolunda okulumuz. Sevgilerimle.

9 Aralık 2010 Perşembe

Minik Kızımın Kreşinden

Minik kızımın şimdiki kreşinden. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi kızlarımın okulu eşimin yöneticisi olduğu okul. O anlamda çok rahatız. Öğretmenlerimizin hepsi arkadaşımız.
Birçok ortamlarda da bir araya gelebiliyoruz. Ancak ilginçtir yazın çok sık uğradığım okula pek uğrayamadım okullar açıldığından beri. Eşiminde gün içinde işleri çok yoğun olduğu için çocuklarımızın sınıf içindeki etkin hallerini çekemiyoruz.Gerçi eşimin fırsat buldukça kendi cep telefonundan çektikleri var. Ama sınıf içi yok sanıyorum. Kızlarımın öğretmenleri ile de konuşuyor fırsat buldukça. Geçenlerde biraz erken okula uğradığımda minik kızımın öğretmeni beni yakaladı "müsaitseniz sizinle anket sorularımız üzerine hem sohbet edelim, hem de anketimizi cevaplayalım" dedi ve ben de "tabii olur "dedim. Hemen beni sınıfa aldı, birlikte hem kahvelerimizi içip, sohbet ettik, hem de soruları cevapladık. Ayrıca birgün sınıf içi birlikte etkinlik yapmaktan bahsetti . Ben de "müsait olduğum bir gün ben sizi arar, gelirim" dedim.Öylece karar aldık ama hala gideceğim.Neyse önümüzdeki hafta gitmeyi düşünüyorum.Diğer kızımın öğretmenleri ile de görüşürüm. İrem 'de "anne niye hiç gelmiyorsun" deyip duruyor. Yukarıdaki ilk resim okulun ilk açıldığı güne ait. Açılışımız çok güzel olmuştu. Palyaçolar gelmişti. Çocuklarımız pastalarını yemişler, palyaçolar ile eğlenmişler ve palyaçonun ellerinden hediyelerini almışlardı. Ancak buna rağmen okula ilk başlayan çocuklardan ağlayanlar da vardı.O zaman bu öğretmenlerin işi çok zor diye düşünmüştüm.Hatta Deren'de onlardan etkilenmiş ve beni bir an bile bırakmamıştı.Yanından ayrılmak için kaçmak zorunda kalmıştım. Çünkü işe gitmek zorundaydım. Şimdi ise çok seviyor kreşini canım kızım. Herşeyin bilincinde üstelik.
İlk güne ait sadece kamera görüntülerimiz var. Cep telefonumdan ise ancak bu resimleri çekebilmiştim. Ama ilk fırsatta bu resim adetlerini çoğaltacağım. Çok ihmal ettim doğrusu. Diğer kreşinde de oldukça bol resimler çekilmiş bize CD olarak vermişlerdi. Bazen de biz fotoğraf makinemizi bırakıp çektiriyorduk, şimdi onlar da hatıra olarak kaldı ne güzel. İlerisi için çocuklarımıza hatıra. Gerçi burada da çekimler yapılıyordur. Muhtemelen onlara da sahip oluruz. daha dönem başlarındayız ama bana uzun zamandır uzak kalmışım gibi geliyor nedense...Şimdilik kızımın yeni kreşinden anlatacaklarım bu kadar. Bol etkinlikli, bol resimli, bol malzemeli başka bir paylaşıma kadar sağlık,esenlik ve mutluluklar diliyorum.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Ne Güzeldir Miniklerle Oynamak

Yine geçmişe dönük bir paylaşım. O dönemlerde pek yazasım, çizesim yoktu, olsa bile fırsatım yoktu. Yeni gündemlerimizden bahsetmeden eskileri de es geçemedim ve paylaşmak istedim .

Minik kızımın önceki kreşinden kısa bir video görüntüsü. Çocuklarımızla birlikte öğretmenlerimizin eğlendiğini gördüğüm de ben de keşke okul öncesi öğretmeni mi olsaymışım demekten kendimi alamıyorum...:)) Söyledikleri şarkı pek anlaşılmıyor ama çocuklarımız kadar eğlendiklerini görebiliyorum. Bir ara benim kızım tokasını taktırmak için Nihal öğretmenine yaklaşıyor ve tokasını taktırıyor.Sonra da kafasını sallıyor. İşte O benim Kızımm..:)))

7 Aralık 2010 Salı

Yazdan Kalma Bir Anımız..

Yine gecikmiş bir yazı. Bu yaz başı başka bir semte taşındığımızdan bahsetmiştim. Eşimin işi ve çocuklarımızın da buna bağlı olarak okulu için gerekli bir durumdu. Ayrıca benim iş yerime de oldukça yakınlaşınca en mantıklısı bu olacak diye düşündük. Kendi evimizi kiraya verip, şu an ki bulunduğumuz semte taşındık. Hal böyle olunca minik kızımın kreşinden de uzaklaştık ve yeni eğitim öğretim yılında nasıl olsa ayrılacağı diğer kreşinden almak zorunda kaldık.O nedenle yaz boyu boş da kaldılar. Ama bu arada alternatifimizi özel kreşten yana kullandık, yaz sezonu için sadece. Ancak Deren'ciğim tatil dönüşü o kreşe gitmek istemedi. Hiçbir şekilde ikna edemeyince eşimle ve benimle yazı bu şekilde idare edelim dedik ve daha çok eşimin yanında idare etti ve arada benimle de işyerime geldi.
İşyerimizde bazen başka arkadaşlarımızın çocukları ile de karşılaşınca iş ortamından da sıkılmadılar. Öğlen yemek saatinde yemeklerini yedikten sonra işyerimizin bahçesinde ve sosyal tesislerinde gönüllerince eğlendiler. Çabucacık da kaynaştılar. Burası yemekhanemizin arka tarafındaki basketbol ve voleybol sahası.
Kurumumuzun bahçesinde oldukça çeşitli meyve ağaçları var. Ayva, şeftali, kayısı, dut, başka meyveler de.Oldukça da yeşil bir alan. Kızımla bu bahçenin içinde öğlenleri vakit geçirmekten oldukça büyük keyif almıştım bende...
Yine bu seferde arkadaşım Sinem'in kızıyla eğlenirlerken. Burada ayrıca tenis kortu da var...Ama çok fazla kullananlardan değilim. Bu arada dışarıda hafta sonu akşamları başka arkadaşlarımızla voleybol maçları yapıyoruz. Çok eğlenceli geçiyor. Bir ara bundan da bahsetmeliyim.
Rengarenk güllerimizin güzelliklerini incelerlerken, ben resimlerini çekmek isteyince böyle poz ortaya çıkmıştı.
Burada da koltukta dönmeye çalışıyor yavrum benim. Odama geldiği zaman odamı inanılmaz dağıtıyordu. Hiçbirşey yerli yerinde olmuyordu. Ayrıca evden getirdiklerini, (kantinden de birşeyler alıyor) hepsi ortalarda onlarla oyalanıyordu. Ayrıca oda da fazla oturmuyor, çevreyle alakalı olduğu için etrafın maskotu konumunda gün geçirmeye çalışıyorduk. Sağolsun katımdaki arkadaşlar işim olduğunda da onlar idare ediyorlardı. Bir yazımızda minik kızımla böyle geçmişti.

25 Kasım 2010 Perşembe

İrem'in Mezuniyet Balosu

Bu yazıyı Mayıs ayında bloğuma taslak olarak kaydetmişim  ama yayınlamaya fırsatım olmamış.Kayıt düzenlemelerine baktığımda kızımın mezuniyetine ait notlar olduğu için yayınlayayım dedim ve yeni kayıt olarak yayınlandı eski taslak. Halbuki ben, o tarihle yayınlanmasını isterdim. Bloggerda bayağı bir değişiklikler olmuş anlaşılan.Kullandıkça farkında oluyorum. Neyse bu nottan sonra bende o günün tarihini atarım. Aşağıda yazdığım post o günkü duygularıma ait olduğu için değişiklik yapmak istemiyorum. Bugün çünkü öyle düşünmüyorum ama sadece buranın kızlarıma ve bize ait günce olduğunu düşünerek, ileride hatırlamak için yazdığımın altını çizmek istiyorum sadece...

Tarih :28.05.2010
Buralara yazı yazmak artık bana angarya geliyor.Ancak geçmişe doğru yazdıklarımı okuduğumda çok güzel, anlamlı ve hoş bir duygu yaşıyorum.Eşimle bazen okuduğumuzda onun da hoşuna gidiyor ve iyi ki yazmışsın diyor. Ama gerçekten artık vaktimi burada harcamaktan keyif almıyor ve zoraki yazıyorum.Ben birileri beni okusun, yorum yapsın derdinde de değilim.Zaten son aylarda arayı açtıkça bunu görebiliyorum.Sanal da olsa insanları burada da tanıyabiliyorsunuz.Eğer siz kişileri sık sık ziyaret ederseniz, size de geliyorlar ve samimiyetinizin ölçüsü de ona göreymiş anlıyorsunuz. Ama ziyaret sıklığınız azaldıkça aynı ölçüde sizinde azalıyor ki burada yoğunluklarınızdan, mazeretlerinizden de bahsediyorsunuz.Çok enteresan ama çok da önemli değil. Bu durumdan rahatsız olduğum için değil, sadece gözlemlerimden bahsetmek istedim ki, bunu aslında kızlarımın bloğunda bahsetmek istemezdim ama yazarken insan içinden geçenleri yazdığı için, bu duygusuna da hakim olamıyor.

Ben kendim ve kendimiz için yazıyorum.Güncem olarak görüyorum. O nedenle okunmam beni alakadar etmiyor.Neyse sevgili bloğum diyerek sadede geliyorum.


28.05.2010 tarihinde kızımın 5.sınıf mezuniyet balosu vardı.Haftalar öncesinden hazırlanıldı.Neler giyilecek, saçlar nasıl olacak, kızlarımız bunun derdine düştüler.Neyse ki herşey istedikleri gibi oldu.Bir restaurant tutulmuştu. Orada çocuklarımız ve velilerimizle, öğretmenlerimizle bol bol eğlenildi.Bol bol ağlandı.Çok da duygulu anlar yaşandı.Sevgili Mevlüde öğretmenimiz o günde çok hoştu.Tek tek çocukları ile biz velilerle ilgilendi.hepimize sarılıp ağladı. Bizi de ağlattı tabii. Öğretmenlik böyle bir meslek işte.Beş yıl dile kolay.Çocuklarımızı bizden teslim aldığında küçücüktüler.Şimdi gençlik çağına eriştiler nerdeyse.Onlardan ayrılmak, bir anda onları bırakmak kolay olmuyor. Bizlere sarılıp ağladığında "inşaallah hepsini çok güzel, iyi yerlerde görürüz" dedi.Bizde öğretmenimizin temennisini tüm çocuklarımız için diliyoruz.İnşaallah tüm yavrularımız en güzel yerlerde, başarılı, mutlu, sağlıklı ve vatana millete faydalı bireyler olurlar.

Mezuniyet balomuz çok güzel geçti.Öğretmenimiz çocukları ile bol bol oynadı, coştu. Hatta öğretmenimizin kolbastı oynamasını hayranlıkla izleyenlerdendim.Öyle güzel oynadı ki, hızını alamayıp bir ara ayağındaki ayakkabılarını çıkarıp, kenara atıp daha da bir hareketli oynamasını keyifle izledik. Hem eğlenceli, hem de duygusal geçen balomuzdan sonra güzel temennilerle ayrıldık hep beraber.

22 Kasım 2010 Pazartesi

Müzik Tutkumuzu Gösteren Resim...

İrem'in müzik çalışması yapan kızlar konulu resmi.Piyona çalan, gitar çalan,flüt çalan, keman çalan ve şarkı söyleyen kız...Bu yıl şarkı söylemeye de merak sardı.Daha önce de kulak vardı, söylerdi ama bu sefer orkestra eşliğinde, hatta yedi İklim Anadolu projesi kapsamı nedeniyle koroda söylediler ve evde de provalarını seve seve yaptı...

11 Kasım 2010 Perşembe

Sendin Anneciğim

Sabah beni uyandırıp,
beni doyuran sensin anneciğim.
Yanaklarımdan öpüp,
Okula gönderen sensin anneciğim.

Akşam geldiğimde,
Bana sarılan sensin anneciğim.
Gece korktuğumda yanıma gelen sensin,
Küçüklüğümde beni büyüten sensin anneciğim.

Cicilerimi giydirip,
Beni süsleyen sendin.
Benimle sevgiyle yaşayan, gezdiren,
Büyüten sendin anneciğim.
Tüm bu olanlar için
Sana binlerce teşekkürlerimi sunarım anneciğim.

Kızımın yazmış olduğu şiirlerden yine. Canım yüreği kocaman sevgi dolu. Aslında babası da çok sever, hatta benden çok şımartır kızlarını. Ama kız olduklarından mıdır? Nedir ? Bilemiyorum bana daha çok düşkünler ve dikkat ediyorum hep benim için şiirler yazmış. Babası için yok. Babasını da çok sever. Zaman zaman kardeşini kıskanır ama onu da sever. Fakat şiirlerinde bana olan duygularını daha çok ifade etmiş. Dikkatimi çekiyor.Birgün babası içinde yazmasını söylemiştim ama "tamam" demiş ve arkası gelmemişti. Babasına ayrı kaldığı zamanlarda mektup yazmıştır ama şiir yok...Canım Kızım seni çok seviyoruz....

2 Kasım 2010 Salı

Atatürk Sevgisi

Atatürk sevgisi
Bizim için önemli.
Bize doğruyu gösteren
Çok değerli.

Sevgili Atatürk,
Seni çok seviyoruz.
Sevdiğimiz için,
Her yıl anıyoruz.

Atatürk sevgisi
Ne kadar önemli,
yurdumuzu kurtaran
Bizim için değerli..

İrem.

Kızımın önceki yıllarda performans ödevi için hazırladığı konuda kendisi yazdığı şiiri .Geçmiş yıllara ait ders kitaplarını, gereçlerini gözden geçirirken elime geçti ve unutulmaması için buraya bunları da yazmak istedim..

14 Ekim 2010 Perşembe

Kızımın Doğum Gününün Ardından

Kızımın doğum gününe ait duygularım.
Bu yıl hayatımızda köklü değişiklikler olduğundan daha önce de bahsetmiştim.Bununla birlikte yavrularımızın daha da büyüdüğüne tanık olup, şaşkınlıklar da yaşamadayım. Nasıl geçti bunca zaman. Ne zaman büyüdüler anlamıyorum.Sanki herşey dün gibi.Bir rüya gibi.İnsan şöyle geçmişe gittiğince, birkaç saniye içinde gözümüzün önünden  bütün bir hayat bir film şeridi gibi geçiyor.Oysa yıla baktığında çok uzun zaman, "nasıl geçti bunca zaman" diyorsunuz.

İrem'ciğimin ilkokuldan ortaöğretime geçmesi bende ki bu şaşkınlığımı daha da artırıyor.Üstelik bu sene büyüme ve ergenlik dönemlerine ait konular da işliyorlar, bana cevabını güç vereceğim sorularda sormaya başlıyor.O zaman afallayıp kalıyorum.Diyorum ki, "yaaa!.. bunlar lise döneminde işlenmesi gereken konular, daha çok erkennnn!.." diyorum ama bir taraftan da düşündüğümde aslında bir iki yıl kaldığını, çocukların bilgili bir şekilde o dönemlerine girmelerinin daha sağlıklı olduğunu ve bizlere de biraz kolaylık olduğunu düşünmeye başladım.Bu konuları derste görüpte bilimsel açıdan öğrenmeleri işlerimizi daha da kolaylaştırıyor.Ama şunu belirtmek istiyorum.Hiç de bu konulardan sonra büyümek istemiyorlar.Öğretmenlerine de tepkileri "öğretmenim biz büyümek istemiyoruz, hep çocuk kalmak istiyoruz" diye söyleniyorlarmış.Ayrıca merak ettikleri konularda sorular sorup, öğretmeni de zor durumda bırakabiliyorlarmış, tıpkı bizi bıraktıkları gibi..Bazen çocukça safça sorular soruyorlarmış anladığım kadarıyla.Geçen gün İrem'de böyle bir soru sorduğunda öğretmeni "ben sana daha sonra açıklarım" demiş ama daha sonra "öğretmenim unuttu herhalde anne" diyor. İrem bana "anneciğim ne olur beni yine bebeğim, minik kızım benim, yavrum diye sev" ne olur "diyor. Bazen "benim kızım büyüdü, genç kız oldu" dediğimizde tepki veriyor, "hayırrr!.. ben  büyümedim, hala çocuğum" diye. Dışarıdan da "İrem büyümüş, genç kız olmuş" dediklerinde hayırrr!.. diye somurtuyor. Cenab-ı Allah öncelikle tüm yavrularımızla birlikte yavrularıma sağlıklı, hayırlı, uzun ömürler versin.Güzel bir gelecek, mutlu, huzurlu, sevgi dolu yaşamları olsun inşaallah!. Bununla birlikte Allahım bize bu zorlu süreçlerde de kolaylıklar versin.İnşaallah bizde çocuklarımızın büyüme evresinden sonra, ilk tecrübe ergenlik dönemlerinde de başarı ile ve sağlıkla atlatırız bu dönemleri. Bu dönemde Kızım'la daha da çok ilgilenmem gerektiğine karar verdim.Çünkü her dakka benimle olmak istiyor ve benimle başbaşa kalıp, sohbet etmek, vakit geçirmek istiyor.Öncesinde de bu böyleydi ama şimdi daha da bu bağlılığın artığını gözlemleyebiliyorum.Geçen akşam oturma odasında sohbet edeceğiz diye gecenin 12 isine kadar durmuşuz. Arada "yatalım hadi kızım" dediysem de "anne biraz da biraz daha" diye o saati buldurdu bana.Canım kızım seni çok ama çok seviyorum.O kadar sevgi dolu, merhametli, hayat dolu bir çocuk ki...Allah'ım tüm evlatlarla birlikte seni ve kardeşini de bize bağışlasın.Hayat boyu yüzünüz gülsün inşaallah!.. canım kızım benim.
Selda Hanım'ın onca güzellikten sonra hem kızıma o doğum günü süprizini hazırlamaları, pastaları, o güzel geceyi bize yaşatmalarından sonra birde hediye olarak vermiş olduğu anı defterindeki bu anlamlı güzel sözleri de yüreğimizi ısıttı.Çok duygulandırdı bizi.Kızım bunu da bizimle paylaştı, bende burada paylaşmak istedim.Çok çok teşekkür ediyoruz.Herşey için.Sevgilerimizle...

14 Eylül 2010 Salı

Dünden...bugüne...:

Küçük kızımızın geçen yıl ki kreşi. Daha önce de belirtmiş olduğum gibi büyük kızımda Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öncesi kurumlar çok yaygın değildi. Ben bankada çalışıyorken de evimle çalışmış olduğum bankanın şubesi aynı semtte idi. Bankamızın kreşi de Kızılay-Mithatpaşa caddesinde idi. Çocuklar çok erken saatte servisle Ulus'daki merkez bina da toplanıp, oradan da Kızılay'a tekrar geçmeleri gerekiyordu. Bunun yazı da kışı da olduğu için, küçük çocuğuma kıyamamıştım oralara göndermeye.  Şu an ki Kurumumuza da Bankadan geçme sebebim kreşi idi. Çalıştığım kurum 11 katlı ve bahçesinde kreşi vardı. Ancak kreşi vakıf işlettiği için, resmi bir kreş olmadığından bazı denetimler sonrası kapatılmasına karar verilmişti. Benim kızım iki ay yararlanabildi ben oraya geçtikten sonra. İki ay sonra kapandı. Doğrusu hayal kırıklığı da olmuştu bizim için. Çocuğum gözümün önünde diye çok severek ve isteyerek gelmiştim Kuruma. Ondan öncesi annem bakıyordu ve o da artık yorulmuştu. Bir de kreş yaşı gelmişti.
Neyse özellerden çok memnun kalmamıştım. Birçok şeyler canımız sıkıyordu. Hem inanılmaz yüklü paranızı alıyorlar.Bu da yetmiyormuş gibi herşey göstermelikti. Tamamen vicdan meselesi bu olay. Sırf bu yüzden kreş işletip, benim durumlarımı yaşayan insanların derdine derman olmak istediğim çok olmuştur. Çünkü o duygu ile kendi çocuğum nasılsa, başkalarının çocuğu da öyle, hakkını vermek gerektiğini düşünmüştüm. Bu nedenle küçük kızımda asla özeli düşünmemiştim. Çok şükür ki işlerimiz rast gitmişti ve aşağıda resimlerini görmüş olduğunuz kreşe canımızı, yavrumuzu emin ellere teslim etmiştik. Herşey biraz da kısmet, aslında pek çok da tecrübesizlik itiraf etmek gerekirse. Yine de kısmet olsaydı birşeyler vesile olur, daha iyi şartlar oluşabilirdi. Buna da şükür.Allah tüm yavrularla birlikte sağlıklı,hayırlı,uzun ömürler versin yavrularımıza...Geçen yıl ki Deren'imizin kreşi. Buraya birkaç resimlerini koydum bunlar bile imkanlarını, samimiyetini ve ciddiyetini gösteriyor...Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.Çok tatlı insanlardı. Tüm bu işe gönül vermiş personeli ile.Özellikle Asiye Öğretmen, Nihal Öğretmen ve Mualla Annelerine yavrularımızın.Daha önceki bu yazımda bahsetmiştim. İki tane asıl öğretmenimiz, iki yardımcı öğretmenimiz ve bakıcı annemiz ile birlikte 5 kişi 20 çocukla ilgileniyordu.Ayrıca bunların dışında branş öğretmenlerimiz de ayrı idi. Resim, jimnastik, drama, satranç öğretmenleri aklımda kalanlar. Aşağıdaki resimde drama öğretmenleri ile birlikte çocuklarımız.Çocuğumu eve her geldiğinde yeni yeni şeyler öğrendiğini görebiliyorduk.Özel durumları ile de zaten çok ilgiliydiler.



Sinema, tiyatro, konferans salonları çok güzeldi. Burada zaman zaman hafta sonları uzman psikologlar davet edip velilere yönelik seminerlerde düzenleniyordu ve hepimiz keyif alıyor ve severek gidiyorduk.Çünkü herşeyde sevgilerini ortaya koyuyorlardı.

Dışarı da da çocukları tiyatro ve sinemaya götürmek de programlarında olduğu halde geçen yıl domuz gribi nedeni ile sadece kendi salonlarında çocuklarımıza bu imkanları sağlamışlar. Hatta salonun girişine mısır standı kurulmuş, biletler hazırlanıp, çocuklara temsili sinema havası yaratmışlar.
Aşağıda Öğretmenimiz çocuklarla birlikte....



Ebru sanatı bile tanıtılmış. Yapılışını izliyorlar merakla yavrularımız.


Sarı giyme günümüz....Arka pencerede ki çiçeklerde çocuklarımızın. Hepsinin birer küçük saksı çiçekleri var. Öğretmenlerimiz hergün kendi çiçeklerini sulama görevleri vermiş. Onlara sulatıyorlar tabii kendi gözetimlerinde.

Yemekhaneleri de çok temiz ve güzeldi. Beslenmeleri çok yönlü idi. Zaten üç öğüne başka öğünler de koymuşlardı.Mesela meyve saatleri.Domuz gribi nedenli ile temizliğe ve beslenmeye ayrı birer özen gösteriyorlardı.Eğitimleri yanında bunlarında mükemmeliyetini görmek bize inanılmaz güven veriyordu.Diyorum ya, sevgilerini ortaya koymuşlar.

Resimlerimiz yine karışık konmuş ama tiyatro gösterisini izlerlerken.Nasılda pür dikkatler ama....

Kızımın buradan ilköğretime geçmesini isterdim doğrusu ama şartlar farklı oldu. Şimdi de çok iyi olacak Allah'ın izni ile. Şu an eşimin Yöneticisi olduğu okula başladı.Okulumuzun özelliği okul öncesi ve ilköğretimin bir arada olması. Ayrıca eşim yakından ilgilenebilecek, dahası ablası ile aynı okulda olacaklar.İşte bu nedenle hayatımızda köklü değişiklikler oldu. benim işyerime yakın bir okul, ailecek hep bir arada gibi olduk.Evimizi de taşıyınca büyük şehirde yol stresinden çok şükür kurtulduk. Bundan iyisi can sağlığı. Daha sonra kızlarımla ilgili yeni gelişmelerden de bahsetmeye çalışırım.Herkese sağlıklı, hayırlı günler diliyorum...

7 Eylül 2010 Salı

Günün esprisi...:))

Bu ayaklar küçük kızıma ait.Beni güldüren tarafı da işyerime geldiği bir günde cep telefonumu kaptığı gibi kaşla göz arasında bazı arkadaşlarımın ayakları ile kendi ayağını çekmiş olduğu.O günün hatırası olarak kalsın istedim, tabii sadece kendi ayaklarının resmi.Diğerlerini ise sildim gitti...:)))
Bu ayaklar kime ait. Tahmin edebilecek misiniz bakalım?... Açıklama bayram sonrasına....

Bu arada hepinizin bayramını kutluyor, aileniz ve tüm sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, hayırlı, mutlu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum....

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Kızımın Kitaplarından...


Ben ve eşim kitap okumayı çok sevmemize rağmen kızıma bu alışkanlığımızı fazla kazandıramadığımızdan bahsettiğimi anımsıyorum burada da. Okumaya alıştırmak için birçok yöntemler denedik yine de kendiliğinden okuma alışkanlığı edindiremedik.Sürekli iteleme ile ve zoraki okuyor.Bu şekilde geçen sene ilgisini çekeceğini düşündüğüm kitaplar almış ve zar zor okutabilmiştim.Hiç bir kitabı keyifle okuyup da sonlandırdığını hatırlamıyorum. Yani okumuş olsa bile o kadar az ki hafızamda kalmamış. Benim kızım son derece çocuksu, hareketli ve matrak bir kız olduğu için, beğeni duyduğu ve kitabı anlatırken keyiflendiği Henry'nin Maceraları diye birkaç seri vardı. Bunları da okullarının kütüphanesinden edinmiş, okuyup geri vermişti. O kitapları bana anlatırken öyle keyifleniyordu ki, birgün yine her zaman bana kılavuz olan sevgili çocukla çocukta Saftirik Greg'in Günlüğü adlı kitabı görünce kızımın ilgileneceği türden diye almış ve okutmuştum.Bayağı uzun zaman oldu.Resmini ancak buraya koyabiliyorum ve zaman aşıma uğrayanlardan aslında bu kitaplarla ilgili yazmak istediklerimde.Gerçekten de kızım severek okudu. Aslında bunları aşması lazım ama dedim ya hala çocuksu ve kitapta geçen espriler onu keyiflendirebiliyor.


Saftirik Greg'le birlikte birde bu yandaki kitabı almıştım. Gerek kendim için, gerekse çocuklarım için aldığım kitapların bize birşeyler kazandırması ve kafamızı gereksiz boş bilgilerle doldurmamız gerektiğini düşünüyorum ben. Ama kızım için bazen okusunda deyip bu düşüncemden kısa süreliğine uzaklaştığım zamanlarda oluyor işte. Neyse, Bir mikrobun günlüğünden adlı bu kitabı incelediğimde de hem kızımın ilgisini çekeceğini, hem de ona mikroplar hakkında bilgi vereceğini düşündüm.Kitapları alırken mutlaka arka kapaklarını okurum ve içini biraz incelerim. Kitap gerçekten çok güzel ve çocuklar için ideal. Kitapda verem mikrobunun bir insanın vücuduna nasıl girdiğini ve nasıl gelişmeler gösterdiğini masalsı tatda anlatıyor. Bu nedenle çocuklar okurken keyif alacaklar ve mikrobun bulaşma şekillerini ve bulaştıktan sonraki sonuçlarını da öğrenmiş olacaklar. Kızım çok şükür ki bunu da zorlanmadan, sıkılmadan okuyup bitirmişti. Bu kitabı okuyalı da bir seneye yaklaşmıştır herhalde. Bense ancak yazabiliyorum.

17 Şubat 2010 Çarşamba

BİTKİ SEVGİSİ

İrem'in bugün okulda yazdığı şiir...

BİTKİ SEVGİSİ
Yeşilliğin arasında
Güven verir insana
Güzel kokusuyla
Çağırır herkesi yanına

Güzel bir yurt için
Fidan dikmek gerek
Fidan dikmek için
Bitki sevgisi gerek.

İrem

Kızımın bu şiirini de taslak olarak buraya yazmışım ama yayınlamaya bir türlü fırsatım olmamış.Diyorum ya artık hiç vaktim yok. Ama aslında etkinliklerimiz, yaptıklarımız, buradan kızlarım için okuduklarımız ve daha neler neler var. Ancak yazamıyorum. Ama mesela şu şiirini buraya iyi ki yazmışım.Mutlaka saklıyorum ama şu taşınma arifesinde nereye koyduğumu hiç hatırlamıyorum.kaybolma ihtimaline karşı iyi ki de yazmışım. kafam karmakarışık ve de telaş var.Gerek buradaki evimizi yoluna koyma telaşı, bir taraftan da diğer eve yerleşme telaşı.Neyse sağlık olsun diyorum yine de. Herşeyin başı sağlık.(Yayınlanma tarihi 08.05.2010)

29 Ocak 2010 Cuma

Kızlarımla Geçen Günler ve Bir haftalık Tatilimizden Kareler...

Yine yazıma herkese sağlıklı, huzurlu bir hafta sonu dileyerek başlamak istiyorum.Dün sabah Ankara'ya düşen ilk karımızla güne başladık.karı gören kızlarımın heyecanını görmeliydiniz.Minik kızım bile kar yağmış diye hepimizi uyandırdı.Tabii kar Ankara'lılara böyle bir sürpriz yapınca, İşe gidecekler için de çileler başladı.Sabahleyin eşim arabaya zincir takmak için bayağı zorlandı. Bizde Deren'i kreşe göndermek konusunda kararsızlık yaşarken zaten gecikmeden dolayı kalmasına karar verdik. Deren evde olduğu zamanlar öğlen uykusuna yatmak istemiyor. Yemek ve meyve takviyelerimizde de sorun yaşıyoruz.Bir haftadır evdeyim ama İrem başbaşa geçirmek istediğinden, kreşimizde fazla uzaklıkla olmadığı için ve kreşteki düzenini de aksatmamak adına evde olduğum sürece gönderdik Deren'imizi. Dünde öğlen uykusuna yatmadığı için, yemekten sonra bahçeye çıkardım. Karla bayağı bir oynadılar.Kardan adam yaptık. Daha sonra da eve girdiler.
Geçtiğimiz Pazartesi tatilimizin ilk günü bir arkadaşımla birlikte çocukları tiyatroya götürdük. Çocuklar içeride iken bizde dışarıda bol bol sohbet ettik. Evde olduğum sürece İrem'e ders de çalıştırıyorum.Özellikle İngilizce ve matematik. Resim çalışmalarını tamamlamaya çalışıyor.Resim çizimi süper olmasına rağmen boyamaktan da çok çabuk sıkıyor ve sevmiyor boyamayı.Resim öğretmeni de üzerinde çok duruyor ve yarışmalara katılması için teşvikte bulunuyor ama çizimleri mükemmel bir şekilde yaptıktan sonra, birilerinin de onu boyaması gerekiyor maalesef.Ama tabii öğretmen de, bizde bunun doğru olmadığını düşünüyoruz o nedenle bir türlü bu yarışmalarımıza katılımı sağlayamadı.İhmalkarlığından hep süreyi geciştirdi. İçinde istek olmayınca da, heves olmayınca da bu sefer üstüne düştüğümüzde daha çok isteksizlik oluyor.Halbuki destek olmaya çalışıyoruz ama yok, böyle sorumluluklar altına girmek istemiyor.Son derece özgür ruhlu.İrem'de hem hırs yok, hem de sorumluluk duygusu gelişmedi.Çok da önemsemiyor yaptığı bir işi. Bunu nasıl sağlayacağız bilemiyoruz.Bu yönü bizi bayağı bir zorluyor.Ders çalışmayı da sevmediği için okul başarısını etkiliyor.Öğretmenimizde çok zeki ama çalışmıyor diyor. Sosyal, görsel yönden çalışmadığı halde başarı gösteriyor ama matematik ve ingilizcemizi biraz daha geliştirmemiz gerekiyor.Aslında alıştırmalar yaptırdığımızda onları da çok güzel yapıyor ama dediğim gibi önemsemiyor.Sıkıntıya gelemiyor.
Akşamlarıda kızlarımla bazı etkinlikler yapıyoruz. Kreşde yaptıkları halde maksat birlikte olmak adına kızlarımla oyun hamurları ile etkinlikler yapıyoruz.Bazen de gerçekten kurabiye hamurları ile kurabiyeler yapıyoruz.Birlikte olmaktan büyük bir keyif alıyorlar.Aşağıda minik kızımın yaptığı gülen bebek ve balıklar.Gözlerini ,burnunu,kısaca ayrıntılar da miniğimize ait. Bundan başka puzzl larımızlada oynuyoruz.

Bazı akşamları eşim İrem'i çalıştırırken bende Deren'le hafıza oyunları oynatıyorum.Buraya resimlerini koymayı unuttum ama bazı resimli kartlarımız var.Onları karıştırıyoruz. Yere diziyoruz.İnceledikten sonra gözlerini kapatıyor, sayı saymaya başlıyor.O sıra bizde kartın yerini değiştiriyoruz.Hangisinin yerini değiştirdiğini bulmasını istiyoruz.Birkaç kez o buluyor. Arada da biz aynı şekilde gözlerimizi kapatıyoruz o saklıyor, biz buluyoruz.Bunun gibi oyunlar işte...
genelde kızlarımla geçirdiğimiz günler bu şekilde.Tabii arada didişmeler, kızgınlıklar, gerilmeler de olmuyor değil.Herşey toz pembe olmuyor.Özellikle akşamları meyve salatası yapıp bu oyun aralarında yedirmek istediğimde, yemek konularında beni bayağı bir gerdiklerini söyleyebilirim.İrem artık fazla üzmese de ufaklıkla bayağı bir mücadele ediyoruz.
Yine taslak olarak yazılmış yazı.Yazım hataları olup olmadığını bilmiyorum.Güncemiz olduğu için o an yazıldığı için arşivlemek adına yayınlıyorum.