28 Ekim 2008 Salı

Minik Kızımın incileri...:))

Bugün mutfakta sigara böreği yaparken minik kızım gelip gelip yufkayı didikliyor ve yiyordu.Ne yaptıysam engel olamadım.Neyse yardım etmesini söyledim.Önüne bir parça yufka verdim ve minik elleri ile oynamaya başladı ve diğer parçalara da el atınca, "kızım hadi git, babacığım ben anneme yardım ediyorum de" dedim.Maksat zamandan kazanıp o gidip gelene kadar ben işimi bitirebilmek için.Yine ne derse beğenirsiniz "Yok ben is batıyooom is. İs batıyım oydan soya mamam" dedi. "Mamam kızım" dedim ben de.Yine şaşırttı yumurcağım beni. Artık papağan gibi herşeyi konuşuyor.Eksiğimiz var, bazılarına tam dili dönmese de bu artık konuşuyor anlamına geliyor sanıyorum öyle değil mi?

Yine az önce bir diyolog gelişti.Minik kızımla eşim arasında.Kek yapmıştım.Çayımızı içiyorduk.Miniğimiz çay kaşığı ile babasına kek yedirmeye çalışıyor. Kendine özgü mimiği ile de "babacığım paşha(pasta) ye." Ağzına verirken de "bu şon mamam" diyor. Alem ya. Ben yemek yedirirken kendisine istemediği zaman "tamam kızım bu son anneciğim hadi bunu da ye" diyorum oradan mı çağrışım yaptı ne.Yine güldürdü bizi ya.Hemen de yazmak istiyorum çünkü gerçekten unutuyoruz...:))

19 Ekim 2008 Pazar

Bilim Çocuk ve Türkiye Haritamız...

İremimiz görsel zekanın ve işitsel zekanın daha güçlü olduğunu düşünmemize rağmen bu günlerde bilimsel konulara daha bir merak sardı.Büyünce de uzaya gitmek istediğini, astronot olacağını söylüyor.Tabii ki bu fikirleri daha pek çok kez değişecektir.Ama şimdilik saygı duyuyoruz.Şimdi ki ilgi alanına yönelik olarak her ay eşim bu dergiyi alıyor kızımıza.Çok güzel ve içerikli bir dergi.İlkokul 4.sınıftan itibaren her çocuğa alınabilir.Tavsiye ediyoruz.

Bu dergiyi bizler de okuyabiliriz. Çocuklarımıza bazen gerçekten cevabını veremediğimiz veya eksik verdiğimiz konular üzerinde çok sorular sorabiliyor.İşte böyle bir durumda çocuklarımızın anlayabileceği şekilde cevaplanmdırabilmemiz için güzel bir kaynak olduğunu düşünüyorum.Unutmadan bu dergi TÜBİTAK yayınlarına ait.

Yukarıda yine İrem için pazldan Türkiye haritası. Bunu da küçük kızıma alınan pazl yanında aldık. Çünkü İrem kardeşine alınan en ufak şeyi ona alıyorsunuz da bana niye almıyorsunuz diye sitem ediyor.Biz de bu dengeyi korumaya çalışıyoruz. Kardeşine gerçekten ekstra birşey aldığımızda onun açıklamasını da yapmak zorunda kalıyoruz."Bak kardeşine senin küçüklük eşyalarını kullanıyoruz ama bunu şu nedenden dolayı almak zorundaydık" diye.
Alınan oyuncakların hem eğlenceli hem de eğitici olmasına dikkat ediyoruz. İrem 4.sınıfa gittiği için Türkiye sınırlarımızı, bölgelerimizi ve illerimizi öğrenme zamanı diye düşündük. Gerçi illerimizi öğrenmişti ama harita üzerinde daha iyi tanıma imkanı olur. Kendisiyle yaşıt yeğenime ilkokul 1.sınıfta kelime oyunu olan isim-hayvan-bitki-şehir-eşya vs. öğretmiştim. Hala bir araya geldiklerinde zaman zaman oynarlar bu oyunu.




Minik Prensesimin Oyuncakları...

Minik prensesim artık konuşuyor.Varlıkları, nesneleri de tanımaya başladı. Bende bu nedenle bu kitabı aldım. Hem ablasından ve bizden gördüğü kadarıyla kitap okumaya da meraklı benim tatlı kızım. Kitabın içeriğini ben çok beğendim ve tam üç yaş çocuğuna uygun.
Aşağıda görünen de ahşaptan yapılmış bir pazl. Anne ayıcık, baba ayıcık, erkek çocuk, kız çocuk. İçinde kaç parça olduğunu saymadım ama birçok parçası var.Yüz ifadelerinde de; gülen yüz, ağlayan yüz, şaşıran, korkan. Kıyafetlerini de istediği gibi değiştirebileceği parçalar mevcut. Bana bayağı eğitici geldi.
Çok da şirinler. Büyük kızımın da ilgisini çekti ve kardeşini bu oyuncak ile daha çok oynatma isteği doğdu...Çünkü zaman zaman kardeşini istemeyip, ya sadece kendisi ile ilgilenilsin istiyor, ya da kendi kendine oynamak...
Aldığımız yerde daha değişik ahşap pazl çeşitleri vardı. Ama her ay birini almaya karar verdik. Çünkü hem bizim için hesaplı olur böylesi, hem de çocuklarımız hepsine birden sahip olup sıkılmazlar...



12 Ekim 2008 Pazar

Yeniden Merhaba!

Uzun zaman oldu yazmayalı. Bazen üşendim, bazen de fırsat bulamadım. Fırsat bulduğum zamanlar da ise uzanmayı, internette gezinmeyi tercih ettim desem yalan olmaz. Evet. Kızlarımla ilgili duygu ve düşüncelerime virgül koyduğum yerden devam etmek istiyorum.

Küçük kızım Deren bana öyle düşkün ki.... Yemek yerken, oyun oynarken, düşüp bir yerlerini acıtıp ağlarken hep beni istiyor. Çöpleri atmaya aşağıya indiğimde bile beni arıyor. Hele hele sabahları bırakırken boynuma küçücük kolları ve minik bedeniyle öyle yapışıyor ki, sevgisinin ve bağlılığının büyüklüğünü orada görebiliyorsunuz. Onu o şekilde bırakıp gitmek aslında benim de içimi yakıyor ama çalışmanın da bir bedeli var. Hayatta her şeyin bir bedeli olduğu gibi. O bizim canımız, en küçüğümüz, sevimlimiz, neşe kaynağımız. Onu çok ama çok seviyorum. İyi ki var. İyi ki varlar.

Gelelim büyük kızım çimen gözlüme, Yani İremciğime. O da iyi ki var. İyi ki varlar. Geçen hafta öğretmeniyle görüştüm. İrem'den çok memnun olduğunu, derslerinin ve davranışlarının ise iyi olduğunu söyledi. İrem'le ilgili,duymayı özlediğimiz cümlelerdi bunlar. Çünkü geçtiğimiz yıllarda birazcık memnuniyetsizliğimiz vardı. Bu sene gerçekten iyi. Daha iyi olacağını düşünüyorum. Bu sene gitar kursuna da başladı. Kendisi istedi. Gitar kursuna birlikte gidip, geliyoruz. Sanatla uğraşması bizleri mutlu ediyor. Şüphesiz başarısını da etkileyecektir. Bu arada geçen hafta doğum gününü kutladık. ( 8 Ekim ). Ona almış olduğumuz hediyelere öyle sevindi ki sevinçten gözyaşlrını tutamadı. Hep birlikte duygusal anlar yaşadık. İnanamıyorum. Kızım büyüyor. Günden güne değişiyor. Bir ara ona bir kaç saniye bakıp "acaba bu benim minik kızım mı" demekten kendimi alamıyorum. Çok tatlı. Kıpır kıpır. Çenesi de çok maşallah. Gerçekten yıllar çabuk geçiyor. Her doğum günü sanki bir kaç gün önce yaşanmış gibi çok yakın ve sıcacık. Ama yılların önüne geçmek imkansız. Allah öncelikle herkesin çocuğuyla birlikte bizlerin de çocuklarına sağlık ve sıhhat versin. Onlar gerçekten hayatın tadı, tuzu, anlamı, neşesi kısacası hayatın kendisi ve herşeyi. Canım kızlarımı çok seviyorum. Önce Yüce Allah'a sonrada sevgili eşime onları bana verdiği için teşekkür ediyorum. Her şeyin gönlümüzce olmasını diliyorum. Görüşmek üzere...

9 Ekim 2008 Perşembe

Sabun ve Su Muhabbetimiz:))

Minik kızım tam bir temizlik tutkunu.Eli, üstü,başı en ufak bir leke falan olsa ya değiştirmek ister.Ya da yıkamak ister.Özellikle lavabo da ellerini yıkamaya pek meraklıdır.Ben yıkamak isterken ısrarla "Ben yıkıcaaammm" diyerek kendi yıkamak istediğini belirtir.Bazen sırf oyun olsun diye de "eli yıkıcaaammm" der.Ben de lavaboya götürürüm.Suyu açarım hemen "batuuun" der.Sabun ister.Ben yıkamak isterim."Ben yıkıcaaammmm" der.Suyu ve suyla oynamayı çok seviyoruz çok.Banyo kelimesi ağzımızdan çıkmasın." Bel de ballo yapıcaaammm" der.Banyoda da ben onu yıkarken o da oyuncaklarıyla suda oynar.Son kelimelerimizin bu harflerini de böyle uzatıyoruz.Çok şeker oluyor ya.Onu konuşturmaktan, dinlemekten öyle keyif alıyoruz ki. Anlatamam.

8 Ekim 2008 Çarşamba

İyi ki Doğdun Bebeğim!..:))

Canım kızım, dünya güzeli çimen gözlüm, barbie bebeğim benim.
Seni çok ama çok seviyorum.Az be az haylaz, yaramaz olsan da melek gibi kalbin, şefkatli yüreğin, tatlı mı tatlı bal gibi dilinle canımıza can katıyorsun.Canım yavrum sen bizim herşeyimizsin.Zaman zaman kardeşinle bizim sevgimizi paylaşmak istemesende o da senin bir canın, senin bir parçan.Kardeşini bile sana olan sevgimizden, sana olan bağlılığımızdan, sana can yoldaşı olsun, sana hayat bağı olsun, can olsun,kan olsun,kardeş olsun diye yine senin için istedik.Ve yüce rabbimde senin kadar tatlı,senin kadar güzel,sevgi dolu, hayat dolu bir bebeği bize ve sana gönderdi.Bence kardeşine bu konuda haksızlık etmemeli, işte bu yüzden ona daha çok bağlanmalısın.O da senin canın.Siz bizim canlarımızsınız. Seni ve kardeşini çok seviyoruz.

Annesinin kuzucuğu,yavrusu,dünyalar güzeli,
Bugün senin doğum günün.Canım benim 8 Ekim 1999 yılında aramıza,hayatımıza katıldın.Seni heyecanla ve büyük bir merak ve sabırsızlıkla bekledik.Biran önce sana kavuşmak istedik.Seninle birlikte hayatımız değişti.Zaman o kadar çabuk geçiyor ki,şimdi nerdeyse genç kız oldun.Canım, herşeyim, bugün doğum gününü kutlarken,hediyelerini alırken gözlerin doldu.Benim canım.sen herşeye layıksın.Sen mükemmel, sevgi dolu, şefkat dolu,hayat dolu,neşe dolu bir çocuksun.Seninle gurur duyuyoruz bebeğim.Sen bizim ilk gözağrımız, ilk prensesimizsin.Bunu hiçbir zaman unutma.seni çok ama çok seviyoruz canım yavrum.Doğum günün kutlu olsun.Rabbim Cenab-ı Allah seninle ve kardeşinle birlikte tüm yavrulara sağlıklı,hayırlı,mutlu,uzun ömürler versin.Nice nice yıllara bebeğim benim.
SENİ ÇOKKKK..........................SEVİYORUMMMMM..........................Annen.

4 Ekim 2008 Cumartesi

.......Konuşmaya Devam!.......


Bayram tatili itibari ile minik kızımın konuşmaları epey netlik kazandı.Biz bayramda Kütahya'da kayınvalidelerin yanında idik. Bayramın son günü evimize geldik. Kütahya çok şirin bir kent. Bu sefer daha da bizi büyüledi. Çünkü günden güne gelişiyor. Ben tarihi gezileri daha çok sevdiğim için bu sefer ki gezilerimizde müzeleri falan gezdik. Gezerken minik kızım babasının kucağında, belediyenin anonsunda nöbetçi kurumları anons edilirken canım bebişim yine bizi şaşırttı ve "Babaa! bu adam ne diyoo?"Dedi. Şaşırdık kaldık.