27 Temmuz 2008 Pazar

İremciğim Ata Binerken...

Canım kızımın en büyük arzularından biri de ata binmekti.Onuda bugünkü hayvanat bahçesi gezimizde gerçekleştirmiş olduk.İlk anda ürkerek bindi.Ancak biz cesaret verince korkusu geçti.Sonrasında da keyif aldı tabii ki.















24 Temmuz 2008 Perşembe

Seni Muziir Seni...

Biliyorum, bugünlerde minik kızımdan daha çok bahsediyorum.Sanki yoğunluk onun üzerindeymiş gibi.Ama büyük kızım bugünlerde çok huysuzluk ediyor.İnanın resim çekinirken bile kardeşi ile çekildiği resimlerin çoğunda yüzünde hırçın ve isteksiz hallerini yansıtıyor.Halbuki benimle, babasıyla ve tek başına çekildiği resimlerde o kadar güzel çıkıyor ki,bu da kardeşini kıskandığının kanıtı.Bilemiyorum üzerinde durmamaya çalışıyoruz.İnşaallah zamanla düzelecektir.Miniğimizde hayatımıza renk katmaya devam ediyor.Konuşmayı öğrenirken muzırlıkları da hat safhada.Dün yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum.
Dün evde dondurma yiyoruz.Bizlere büyük kaseye koydum.Ona daha küçüğüne.Bebişim iştahla yerken
-"Kızım dondurmanı ben yiyebilir miyim?" dedim
-Ihıh!..
-Ne olur anneciğim ben yiyeyim
-Saklamaya çalışarak yine ıhıh dedi.
-Anneciğim lütfen ben yiyeyim.
En sonunda ne derse beğenirsiniz.
-Aci Aci
Bana sen yiyemezsin acı diyor.Daha iki yaşında bizi aklı sıra uyutmaya çalışıyor.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Ben Bebişlerimi Nasıl Seviyorum...)))

Bugün tesadüfen kremalinin annesinin bloğunu ziyaret ettiğimde,annelerin bebişlerine hangi lakapla ve nasıl sevdiği ile ilgili bir yazısını okudum.Onları severken bizde bebekleşiyoruz.Bununda bütün annelerin ortak özelliği olduğuna karar verdim.Halbuki uzmanlar onlarıda bir birey olarak görmemizi ve normal konuşmamızı söylüyorlar.Ancak bugünlerde geri gelmiyor öyle değil mi?Bırakın bizde onlar gibi bebekleşelim bari.Bu da bizim eğlence kaynaklarımızdan yani.Bundan mahrum olacak halimiz yok.Tadını çıkarmaya bakalım.Bende bebişlerimi severken enterasan şeyler bulurdum.Eşimde şaşırırdı.Nereden buluyorsun bunları diye.Bazen onlarla sanki tarzanca bile konuşurdum.Şimdi aklıma gelenleri burada yazacağım.Neden yazıyorum.Çünkü bunlar o kadar doğal bir süreç ki,insan zamanla unutuyor.

Büyük kızımı, nar tanem,nur tanem, bir tanem diye severdim.Şimdi minişimi de sadece nar tanem,nur tanem diye seviyorum.Ağzımdan bir tanem çıkarsa büyük kızım yan gözle bana bakıyor.O nedenle ağzımızdan çıkan kelimelere dikkat ediyoruz.Kıskandırmamaya özen gösteriyoruz.Ağjını yerim senin,ağjını öperim derim.Ham yaparım.Bebişim,tatlık kızım da, tuzluk kızım.Haylık kızım,huyluk kızım benim(huysuzlandığında kucağıma alırım, oda omzuma kafasını koyar, bunları sıralarım.Bebişim de mest olur.Hemen sesini keser).Yaramazlık yaptığı zaman çok feniksin sen.(Çok fenasın sen)Banyo yaptırdığım zaman da benim kızım bici bici yapmış da misi misi mi olmuş (Benim kızım banyo yapmış da misler gibi mi olmuş diyorum.)Yeni doğduğu sıralarda gajı gajlı kızım benim diyerek severdim.Gaz sancıları olduğu için öyle derdim ama gajı gajlı ne demek istiyordum ben de hatırlayamıyorum.Zamanla unutuluyor.Şimdilik aklıma gelenler bunlar.İleride bunları hatırlamak güzel,hoş bir duygu ve anı...

19 Temmuz 2008 Cumartesi

Minik Kızımın Avhavları...

Bu kedicikler yazlığımızın bulunduğu sitede ikamet ediyorlardı.Sitemizin görevlisi Mehmet amca tarafından sahiplenilmişdi.Kendisi kediciklerin beslenme,aşıları ve her türlü ihtiyaçları ile ilgileniyor,bize de sevmek ve eğlenmek kalıyordu.Eğlencemiz daha çok minik kızımın kedicikleri ile olan diyaloğundan dolayı idi.Bir kere bebişim kediciklere avhav avhav diyordu.Bazen eve koştura koştura gidiyor.Koşarkende emeğ emeğ diyordu.Biz dilinden çok iyi anlıyoruz.Yani kedilere ekmek vereceğini söylüyor.Eve varıncada annenne annenne avhav avhav emeğ emeğ diyerek ekmek istiyordu.Ekmeği alıp tekrar onların yanına koşturuyordu.Yolda yine tekrarlıyordu.Avhav avhav emeğ emeğ...Bizde bebişimizin peşinde koşturduğumuz için...
Şu manzarayı yakalamam hiç de zor olmadı.Hatta bu manzara ile karşılaştığımda bende bebişim gibi eve koşturdum, fotoğraf makinamı almak için.Geldiğimde bu pozisyonu tekrar yakalamam gerçekleşti.Sitemizin görevlisi Mehmet amca severken kendisini, kedicik mayışıyor da mayışıyor ve esnemeye başlıyor.Mehmet amca onları oğlum diye seviyor.Kediciklerin de çok hoşuna gidiyor.Ben de Mehmet amca tekrar aynı şekilde sever misiniz, bu manzarayı almak istiyorum dedim.Bebişim de Mehmet amcasından oğlumu duyduğundan itibaren kediciklere oğluym oğluym diye sevmeye başladı.Onların peşinde oğluym oğluym diyerek kovalamaca oynamaya başladı.
Çok şirin ya.Mehmet amcanın sesini duyunca yattığı yerden doğruluyor,bir o yana bir bu yana mayışıyor dönüyor ve esnemeye başlıyor.
Bu da "bir bakış bir bakışa neler neler anlatır,Bir bakış bir aşığı senelerce ağlatır"Böyleydi galiba.Bu bakışlar da birşeyler anlatıyor ama yorumunu yapamadım şimdi...








17 Temmuz 2008 Perşembe

Üç Çiçek, Bir Böcek...

Image hosting by PHP4 Image Upload
Bıcırık benim ikinci kızım. Neden bıcırık bilmiyorum, ama bıcırık işte. Türk Dil Kurumunun sözlüğünde olmayan bir kelimeyi nasıl oluyor da bu kadar sempatik kullanabiliyoruz anlamış değilim. Ablasına da Pıtırcık diyenleri duymuştum... O da ilginç nereden bulunur, nasıl türetilir bu kelimeler şaşırıyorum.
Derem İmren ( Bıcırık ) adete kendini yedirmek için çaba gösteriyor. Mimikleri insanı eritiyor. Çat pat konuşması, kelimeleri gülerek tekrarlaması ayrı bir tat, ayrı bir zevk. İşten eve döndüğümde beni görünce babaaaaaa demesi yok mu. Ablasıyla birlikte hemen kapıya koşuyorlar. Bana tüm içtenlikleri ve saflıklarıyla öyle sarılıyorlar ki mest olmamak mümkün değil. Ablasından ne görürse onu yapıyor. Bu günlerde öyle yaramazlıklar, öyle muzurluklar yapıyor ki kendisine zarar vermesinden korkuyoruz. Çok hareketli. Herşeyi anlıyor. Konuşmalarımızın aralarında geçen kelimelerden tanıdığı kelimeleri yakaladığında hemen anlatmaya başlıyor. Örneğin geçenlerde midesini üşütüp hasta olan büyük kızıma mide bulantısı için "Markete gidip çubuk kraker alalım mı?" dediğimde hemen " mama, mama haaa, mama" demeye başlıyor. Sen nereden biliyorsun çubuk krakerin mama olduğunu. Kim öğretti veya nasıl öğrendin. Buna benzer o kadar çok şey var ki. Zaten öğrenme çok karışık bir süreçtir. İnsan neyi nasıl öğrenir, yıllarca araştırma konusu olmuştur. Öğrenme ile ilgili sayısız kuram ortaya atılmıştır. Bir çok yabancı psikolog, sosyolog ve eğitim bilimciler kendi çocuklarının gelişimlerini gözleyerek kuramlar oluşturmuşlardır.
Gelelim İrem 'e. O da çok tatlı. Ama bir olumsuz yönü var. Aşırı ısrarcı. Ona herhangi bir konuda bir şeyleri yapmayı söylediysen yandın. Gidiyor geliyor, istiyor. Sürekli söylüyor, hatırlatıyor ve acele ediyor. Kısacası bencil bir tutum sergiliyor. En çok kızdığımız yönü de bu zaten. Bir de isteği olmadan hiç bir şeyi yapmak istemiyor. Ama ne yapalım. Bu kızımız da böyle. Zaman içerisinde değişeceğine, olumsuzluğunun azalacağına inanıyorum. Ona güveniyorum. Benim güvenimden çok kendi özgüvenini kazanmasını istiyorum. Çünkü en çok ihtiyaç duyduğumuz şey belkide kendimize olan özgüvenimiz.
Deren seni mıncıklıyorum. İremciğim seni de o tatlı tebessümünü hatırlayarak yanaklarından öpüyorum. Bu arada sevgili eşime de en derin sevgilerimi yollluyor, benimle bloğunu paylaştığı ve bu etkinliğe katılmamı sağladığı için de ayrıca teşekkür ediyorum.
Bir böcekten üç çiçeğe sevgiler.... Sizleri çok seviyorum.......

16 Temmuz 2008 Çarşamba

Minik Kızımdan İnciler -2-...

Bebeğim, hergeçen gün büyüyor ve kendisini sevdirmek için daha da çok şirinlikler yapıyor.Tabii bunun yanında yaramazlıkları da artıyor.Kendisi de herşeyin bilincinde.Birşeyler yapacağı zaman muzır muzır bakması yok mu?Canım ya, insan kızamıyor.Derlerdi ki ilk çocuğu yaramaz, hareketli olan çocukların ikincisi daha sakin olur. Ama bizim küçüğümüz tıpkı ablası, herkese de "biz İrem'i tekrar büyütüyoruz" diyoruz.Ama Allah nazardan esirgesin çocuklarımızı,cümlesinin çoğuyla birlikte.Çok sıcak kanlı, sevecen,güler yüzlü ve merhametli bir yapıya sahip çocuklarım.Bu arada derdini gerek kelimelerle olsun, gerek mimiklerle, gerekse de hareketleri ile anlatıyor.kelime haznemiz iyice gelişiyor.bu günlerde peşimde anneciim diye dolanıp durması yok mu, insanı mest ediyor.En çok komiğime giden de iki kelimeyi ısrarla tersinden söylemesi...Biz çöp diyoruz o böç diyor.Yok hayır çöp, o böç diyor.İkinciside cebe de bec diyor.Kısa kelimelerin hepsini söylüyor.Ablasının ismini söyleyemiyordu.Sadece aba diyordu.Şimdi ise İyem diyor.Benim ismime de Mehtap yerine Metdak demeye başladı.Aslında zaman zaman bizi şaşırtıyor diyebilirim.Bazen hiç ummadığınız bir anda söylenen kelimeyi hemen o da tekrarlıyor.Hayırlısı bakalım.Bunların devamı gelecektir.Çocuklar dünyanın en değerli varlıkları.Allah isteyen herkese nasip etsin, hayırlısı ile.Haa bu arada miniğimin kıskançlıkları da hat safhada.Gerçi büyük kızımda da kıskançlıklar oluşmaya başladı.Biz bu ortamı yaratmamaya çalışsak da ister istemez miniğimiz bütün ilgiyi zorla kendi üzerine çekmeye çalışıyor.Ablasını kıskanıyor.İrem kızımızla ilgilendiğimizde, onu öptüğümüzde onu bizden uzaklaştırmaya çalışıyor.Müj annemizin söylediğine göre küçük bebekleride kıskanıyormuş.Sadece kendisi ile ilgilensin istiyor.Bebişim 17 Mayıs 2006 doğumlu.Şu an yirmi üç aylık falan.bu arada tuvalet alışkanlığını da kazandı.Yaklaşık yirmi iki aylık iken o alışkanlığımızı kazandırdık.Sadece dışarı çıkarken ve geceleri bağlıyorduk.Şimdi yaz ayı ile birlikte geceleri de bağlamıyoruz.hemen hemen alıştı.Şimdilik bir sıkıntımız yok, çok şükür.Bunları yazma nedenim ileride hatırlamak adına tekrar okuyabilmek.Çünkü ayrıntılarıyla hatırlayamıyor olabiliyor insan.

küçük kızımdan inciler...

Bugün küçük kızımın bıcır bıcır konuşmalarına değinmek istiyorum.Kendi çapında tabii ki...Biz gayet net anlıyoruz ama dışarıdan anlaşılamıyabilir.Tercümesini biz yapıyoruz.Ama anlayanlar çok tabii ki. Canım bebişim benim, artık tam konuşamazsa da ufak ufak birşeyler anlatıyor.Kullandığı kelimelerle onların karşılıklarını aşağıya yazacağım.
aç= aç
al= al
alma=elma
aci=acı
aya=ayak
ayna=ayna
aaj=ağız
amannn düdüd=aman araba diyerek tedirginliğini dile getiriyor araba gördüğü zaman.
ahhh mamam=Bir şeyi başardığı zaman hah tamam,oldu anlamında başardım anlamında kullanıyor.
ades=hades Selena'daki hadesin ismini söylüyor
nenena=selena diyor.Selena'nın şarkısını bile söylüyor.
hop hop=Kalk diyor. Oturan kişinin elinden veya parmağından tutup hop hop diyor.
göj=göz
üdü=ütü
Atatüd=Atatürk diyor.Atamızı çok iyi tanıyoraydede=aydedeaba=abla
abaci=ablacığım
annecim=anneciğim
abi=abi
anne=anne
annennenne=anneanne (ortadaki nenneyi epey bi uzatıp çok komik oluyor)
bebe=bebek (kendisini gösteriyor)
ba= balon,top
baa=yok (mesela top nerde kızım diyoruz.Avuc içlerini yukarı doğru gösterip baaa diyor.Yani yok)
baba=baba
babaci=babacığım
babaanne=babaanne
bag=bak
bej=bez
dido dido=dido şarkısını söylüyor
ciii= su ve süt (bunları istediği zaman birde uzatması yok mu ciiiiiii)
cicak=Dayısına cicak diyor, kaşık,çatala da cicak diyor ne bağlantı çözemedik.
cicah=birşey yaptığı zaman bir daha olmasın yapma tamam mı dediğimiz zaman suçlanır vaziyette mahçup şekilde cicah diyor.Tamam galiba
cihh=burada (haniymiş benim kızım dediğimiz zaman cihh deyip kendini gösteriyor)dede=dede
del=gel
eli=elif
emeğ=ekmek
el=el
et= ne yedin kızım desek Ne olursa olsun et yedim diyor kolayına geliyor galiba.
dud=tut
vey=ver
müme=düğme
düddüd=araba
lala=yala
umah=öp
müjj anne=müzeyyen anne
otu=oturmak istediği zaman der
ciş=çiş
uba=tuba
uç=üç
biy=bir
beş=beş
idiii=iki
parg=park
üç be=herhalde ablasının sınıfını söylüyor
enes=enes
dadeş=Kardeş
mum=mum
des=ders
on=0n

Şu an aklıma gelenler bunlar, hatırladıkça ilaveler yapacağım.Ama şaka maka epey kelime ile derdini anlatacak duruma gelmiş benim bıcırık kızım.Mayıs ayı itibari ile yani iki yaşında bu kadarcık kelime kullanabiliyor.Oysa ablası çok erken konuşmuştu ve çok net herşeyi anlatabiliyordu.Bebişim sanki biraz geç kaldı gibi, ne dersiniz?
23 Mayıs 2008 tarihinde yazılmıştır.

11 Temmuz 2008 Cuma

...İtiraf...

İki tatlı kız.İki kız kardeş. Birbirlerine çok benziyorlar. İkisine de bayılıyorum. İrem ilk göz ağrımız. Şımarığımız, şımartılanımız. Deren, İrem'in küçüklüğü. Pek çok davranışları tıpa tıp aynı. Onlar canlarımız. Hayatımız, herşeyimiz.Onlara bazen çok kızıyoruz. Hele hele de İrem'e. Özgür, sosyal ve sözel zekası olan bir çocuk. Dediğini yaptırmak, herşeye hakim olmak istiyor. Annesiyle bizi çok zorluyor. Hakimiyetini kırmak için zaman zaman ona kızdığımız oldu.Özelliklerini kabullenemiyoruz belki de. Çok zaman pişman olduk ama yine de kızdık. Bazen kendimden utanıyorum. Ona suçlulukla baktığım anlar oluyor. Sevgi dolu, cıvıl cıvıl. Beklediği birazcık ilgi. Onu çok seviyorum.
Deren küçüğümüz. Afacanımız. En tatlı anlarını tadıyoruz. Şeker mi şeker. Ama inatçı. Üç dedi mi bitti. Bir de hoop demesi. Yoksa kafanı ütülemeye başlar. Ben bunları yazarken üç, üç, üç diye kolumu çekiştiriyor. Çok şükür imdadıma sevdiği reklam yetişti. ( Molfiks )İçeriye gitti.Tam bir Selena hayranı..Oooh geldii. Şimdilik bu kadar....

Bugün Başlıyorum...

Bugün burada kızlarım için günlük özelliğine sahip, onlara dair yazılarımı yazacağım bu bloğumuza, ilk yazımı başlıyorum.

Ben çalışan bir anneyim.çocuklarımıza ev hanımları gibi daha çok zaman ayıramıyoruz.Biraz da geniş bir insan değilim.Evde de herşeyim tam olsun istiyorum.Temizlik,tertip düzen.Sonra çocuklarım için daha sağlıklı ve besleyici yemekler, gıdalar hazırlamak.Evime, eşime ve çocuklarıma ait zamanım hafta sonları ve akşam saatlerimden ibaret.

Eşim hep mükemmiliyetçiliği isteyen bir karekterim olduğunu söyler.Herşey mükemmel olsun, sağlıklı olsun, temiz olsun, şu olsun, bu olsun.Bilmiyorum bu bir hastalık mı?Bu özelliğimi her ne kadar yenmeye çalışsam da bir yanım hala öyle.Ama yine bu yönümü kabul ediyor ve bu konuda kendimle hesaplaşıyor olabilmekte bilinçli olduğuma delalettir sanıyorum.

Kızlarım, canlarım onları o kadar çok seviyorum ki.Gözümden bile sakınıyorum.Onlar için herşeyin en iyisini istiyorum.Ama inanın şunun farkına vardım ki, Çocuklarımızın bizden istediği tek şey sevgi ve ilgimiz.Büyük kızım bugün olmuş hala "anne seninle oyun oynayalım mı?" der.Onunla geçirilen o zaman bile yavruma dünyaları vermiş gibi olur.O kadar mutlu olur ki, onun o mutluluğunu,sevincini bir görseniz.Onları öyle görmek aslında en büyük mutluluk.Aslında zaman su gibi akıp gidiyor.Nasıl geçtiğini anlayamıyoruz.O nedenle bence en önemli şey çocuklarımızla hoşça vakit geçirmek.Onlardan sevgimizi ve ilgimizi esirgememeliyiz.